Seyfi Taşhan Türkiye'ye ve Avrupa Birliği ülkelerine giriş bakımından vize politikalarını anlatıyor.

Seyfi Taşhan, 2009

Dış Politika Enstitüsü Başkanı Seyfi TaşhanVize konusunda iki önemli nokta var;biricisi Türkiye'ye giriş vizeleri, diğeri de başka ülkelere giriş vizeleri. Bunu ikiye ayırmamızın temel nedeni dünya'da vizesiz seyahat vizesiz serbestîsinin bütün ülkelerde aynı şekilde uygulanmamış olması. Her ülkenin kendine göre mevzuatı var. Bu mevzuatların yanında bir de bazı ülkelerde ilişkilerde karşılıklılık aranıyor.

Önce Türkiye'ye giriş vizelerinden bahsedelim. Türkiye'ye giriş vizeleri oldukça bir karmaşık tablo arz ediyor. Bunların başında Türkiye'ye vizesiz girebilin ülkeler var. Tabii TR bu hususta dikkat aldığı birkaç nokta var. Bunlardan biri karşılılık diğeri de turizmi teşvik için vize yükümlülüğünün azaltılması. Bu bakımdan Amerika ve başlıca Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye'den, Türkiye'ye girişlerinde vizesiz girme serbestisine sahipler. Buna karşılık eski Sovyetler Birliği gibi, hatta bazı Avrupa ve Amerika ülkeleri olduğu gibi, kapıda vize verme usulü var. Bu da bir nevi harç almak suretiyle o ülkelerin vize talep ettiği harçların emsalinin almak suretiyle giriş izni verilmesi.

Ayrıca giriş vizelerinin Türkiye dışındaki temciliklerinden alınması gereği de bazı ülkeler için uygulanıyor ve bunlarda kendi uygulamalarına benzer uygulamalara tabidir. Bunların listesi için:

 Vize verilirken bir de pasaport cinsine göre bir ayrım var. Genellikle Avrupa Birliği ülkeleri ve diğer pek çok ülke ile yapılan vize anlaşmaları gereğince hususi pasaportlar ve resmi pasaportlar vizeye tabi olmuyor. Örneğin Schengen ülkelerine Türk vatandaşları şayet resmi veya hususi pasaporta sahipse genellikle girebiliyorlar. Ancak bunlarında özellikleri var. Portekiz gibi bir ülke her halikülarda bütün vatandaşlardan vize istiyor. İngiltere de bütün vatandaşlardan vize istiyor. Kısacası karmaşık tablo var.

Bunun dışında diğer ülkelerin Türk vatandaşlarına olan muamelesine gelince, Türkiye Avrupa Konseyi'ne üye olduğu için 1980 yılında Avrupa Konseyi'ne üye olan diğer 1980 yılında diğer Avrupa Konseyi ülkeler vizeye tabi değildi ve 3 ay için kendi pasaportlarını ibraz etmeleri yeterli oluyordu. Fakat 1980 yılında Almanya, o zaman ki Federal Batı Almanya Cumhuriyeti, kamu düzenini korumak endişesiyle Türk vatandaşlarına vize uygulamaya başladı. Bu uygulama yavaş yavaş bütün Avrupa ülkelere yayıldı. Hatta senede iki vatandaşın bile ziyaret edip etmediği meşkuk olan İzlanda bile Türk vatandaşlarına vize uygulamaya başladı.

Aslında bu vize uygulamaları birçok yerde Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde bazı sıkıntılar yaratıyor. Zira mal ve hizmetlerin dolaşımı serbest ancak bu malı, hizmeti, getirecek insanların dolaşımı serbest değil, vizeye tabi. 1980 yılında Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarının bir ülkeden diğerini gidişlerinde bir serbesti yaratıldı. Bu serbestiliğin kullanılmaması için baskı karşısında Avrupa Birliği'nde yaşayan bir çok Türk vatandaşı Avrupa mahkemesine başvurdu. Bu başvurma sonucunda bazı vize kolaylıkları getirildi.

Burada bir anomali söz konusu. Avrupa Birliği ile müzakere içerisine girmiş bulunan Türk vatandaşlarını Avrupa Birliği'ne girmesinde vize istenirken, diğer taraftan Avrupa Birliği son aldı bir kararla Arnavutluk, Karadağ, Makedonya ve Sırbistan ülkelerine de vize uygulamasını kaldırma kararı aldı. Bu da tabiatıyla, Türkiye bakımından, son derece onur kırıcı bir yaklaşım.

Buna karşılık Avrupa ülkeleri Türkiye'yle işadamları, gazeteciler, öğretim üyeleri gibi özel nitelikleri olan kimselerin vizesiz seyahat etmeleri imkanının araştırılmakta olduğunu söylüyorlar.

Avrupa Birliği'ne gidecek Türk vatandaşları için burada bir psikolojik durum var. Geçen yıl 1.3 milyon Türk vatandaşı Almanya'yı ziyaret etti. Bunların vize alabilmek için sefaretlerin önünde kuyruklar oluşturmaları, aracılar kullanmaları, hakikaten büyük zorluklar doğuruyor. Buna karşılıkta vizeler bir hayli pahalılar.

Bu bakımdan vize sistemi barışçıl bir dünyada bun kadar ağır olmamalı. Vatandaşların güvenlik endişelerinin, terörizmin karşısında son derece arttığı son dönemde vizenin sanki bir güvenlik önlemiymiş gibi telaki edilmesi ortaya çıktı. Bu da son derece ciddi bir hata çünkü teröristler her ne halise kendilerine bir giriş imkanı ve kendi kötü niyetlerini yerine getirme imkanını buluyor. Asıl bundan ızdırap duyan normal vatandaşlardır. Bu bakımdan karşılıklı olarak Avrupa Konseyi veya Avrupa Birliği bünyesinde bu vize kavramının yeniden ele alınması ve birbirine yakın ülkelerin arasında vize sorunun yaşanmaması temenni olur.